Video

DÖRDÜNCÜ DUVAR KALKINCA / WHEN THE 4TH FLOOR IS BROKEN

 

Martin Keogh ve Defne Erdur ile Kontak Doğaçlama Sunumu / II. Sanatta Görünürlük Festivali 29.04.2015 MSGSÜ İstanbul

Contact Ipmrovisation Presentation with Martin Keogh & Defne Erdur @ Mimar Sinan Fine Arts University 2nd “Visibility in Art” Festival, April 29th 2015, İstanbul

Engin: Benim adım Engin. (Gülüşmeler…) Kontak doğaçlamaya ilk başladığımda annem babam bana “Sen hayatı ne zaman ciddiye almaya başlayacaksın?” demişlerdi. Şimdi ama gayet iyi aramız. Güzel, dans ediyorum ve tam destek alıyorum. O yüzden teşekkür ediyorum. Şükran doluyum.

Ayberk : Ben Ayberk. Annem dans ettiğimi ilk öğrendiğinde, “Çok güzel deden de dans ediyordu, hatta tango” demişti. “Ama önce okulunu bitirsen, daha iyi olmaz mı?”Okulu bitirdim. Mühendis oldum. Şimdi rahatlar. (Gülüşmeler…)

Defne: Ben dans etmeye başladığımı annemlerle paylaştığımda, şaşırmadılar. Ama ilk kontak doğaçlama festivaline, Romanya’ya hiç param yokken apar topar gidip ordan babama telefon ettiğimde, babam: “Kızım orda napıyosun, kocan burda, sen bir rüyanın peşinden gidiyorsun!” dedi. Ben de “Baba tam da sorunun içinde cevap saklı, evet bir rüyanın peşinden gidiyorum” dedim. O gün bugündür, bu rüyanın içindeyim.

Martin: I’m getting here, Engin will be my voice (He moves next to Engin). I’m Martin. And this is… [Did you say your name?] This is Defne. I called home, to Mexico from California to tell my parents : “Mum, Dad! Guess what! I’m going to be a dancer. (Laughs…)

Engin: Ben Martin. … Bu Defne. Annemleri Kaliforniya’dan, Meksika’da olan annemleri aradım ve şöyle dedim: “Anne, baba! Tahmin edin, ben bir dansçı olacağım!”

Martin: And my parents, who are professional artists, who are professional puppeteers, who had supported me in every (xxx) thing I have got involved in….

Engin: Ve annem ve babam profesyonel sanatçılardı ve ipe sapa gelmez her ne yaptıysam her zaman desteklemişlerdir beni.

Martin: And there was this long silence on the phone.

Engin: Telefonda birden uzun bir sessizlik oldu.

Martin: And then both of them answered: “Martin, noooo!”

Engin: İkisi birden, “Martin, hayıııır!” dediler.

Martin: When they saw contact improvisation and they said : “Oh, Martin, of course!” (Laughs…)

Engin: Sonra kontak doğaçlamayı gördükten sonra, tabi ki Martin, tabi ki, dediler.

Martin: So, 35 years later, here we are in İstanbul, we’re going to do a little bit of contact improvisation.

Engin: Ve işte şimdi 35 yıl sonra, bur’da İstanbul’dayız ve biraz kontak doğaçlama yapacağız.

Martin: This festival has had an incredible diversity of dance styles and technics presented here.

Engin: Bu festivalde inanılmaz çeşitlilikte teknikler ve dans stilleri ortaya kondu.

Martin: And there is a way in which contemporary dance, certainly ballet, theatre dance, they go in and penetreate space, they colonize space.

Engin: Bir şekilde çağdaş dans veya bale, klasik dans, bir şekilde alana ve mekana giriyor ve o mekanı ve alanı etkiliyor.

Martin: Through line, through image, through rhythm.

Engin: İmajlarla, çizgilerle, ritimle.

Martin: There’s a way in which in contact improvisation, we let space colonize and penetrate us.

Engin: Kontak doğaçlamadaysa bir şekilde biz alanın ve mekanın bizim kendi içimize işlemesine ve bizi ele geçirmesine izin veriyoruz.

Martin: It’s not so much what it looks like as what it feels like.

Engin: Çok da fazla aslında görüldüğü şeyle hissedilen şey çok da benzer değil, farklı.

Martin: Maybe we should move back here (Going back in the stage). So, Defne and Ayberk are going to dance for us, and I’m going to talk a little bit.

Engin: Biraz geriye gelelim. (Alanda biraz geriye gidiyorlar.) Defne ile Ayberk dans ederken bizim için, ben de biraz sohbet edeceğim.

Defne: (Bir yandan dans ederken) Biraz zamana ihtiyacımız var.

Engin: We need a little time.

Ayberk: Ben hazırım aslında. (Gülüşmeler…)

Martin: So the form is a conversation.

Engin: Form bir sohbet.

Martin: And like any good conversation, a major element is the ability to listen.

Engin: Ve tabi ki, herhangi güzel bir sohbette olduğu gibi, en önemli unsurlarından bir tanesi dinlemektir.

Martin: And to hear what is said kinesteticly in the moment.

Engin: Ve an içerisinde kinestetik olarak ne söylendiğini duyabilmektir.

Defne: Duyuyor musun? (Hareket ederken, Ayberk’e soruyor, Ayberk başını evet şeklinde sallıyor.) (Gülüşmeler…)

Martin: And there’s a great deal of this word ‘sharing’ getting this dance.

Engin: Ve bu dansta çok fazla ‘paylaşım, paylaşmak’ kelimesi bulunuyor.

Martin: Sharing our bodies, sharing our weight, support. We’re shaing a certain vulnerability.

Engin: Bedenlerimizi paylaşıyoruz, ağırlığımızı paylaşıyoruz, destek paylaşıyoruz. Ve bir nevi kırılganlık paylaşıyoruz.

Martin: Vulnerability is in giving up certain amount of will.

Engin: Ve bu kırılganlık aynı zamanda irademizi belli bir oranda kenara bırakmamızı gerektiriyor.

Martin: Creating this together.

Engin: Beraber bir şey yaratıyoruz.

Defne: Eye contact.

Martin: In the moment.

Engin: An içerisinde.

Martin: In a good conversation eye contact is helpful.

Engin: İyi bir sohbette göz kontağı tabii ki yardımcı olur.

Martin: This to remember we’re not two machines doing this, we’re two human beings moving together.

Engin: Şunu hatırlıyoruz ki her zaman iki tane makine değiliz, iki tane insan beraber hareket ediyor.

Martin: Proposition of contact improvisation

Engin: Kontak doğaçlamanın aslında bir sorunu…

Martin: is we had this frame of skills that allows us to talk to one another physically.

Engin: Aslında her birimizin bazı fiziksel kabiliyetleri var ve bu kabiliyetler bizim fiziksel olarak birbirimizle konuşabilmemizi sağlıyor.

Martin: It keeps us safe hopefully.

Engin: Ve bizi, yani güvende tutuyor aynı zamanda.

Martin: For the place we meet to dance is not on that frame.

Engin: Ama bizim dans etmek için buluştuğumuz yer bu çerçevenin üzerinde değil aslında.

Martin: It’s in the empty in middle.

Engin: Ortada bulunan boşlukta.

Martin: 43 years ago Steve Paxton brought together the first group of people who practiced this form.

Engin: 43 yıl önce Steve Paxton ilk defa bu formu yapan insanları bir araya getirdi.

Martin: And it wasn’t with dancers, it was with athletes.

Engin: Ve bir araya gelenler dansçı değildi, atletti, sporcuydu.

Martin: From all across the United States.

Engin: Amerika’nın her tarafından, farklı yerlerinden gelmişlerdi.

Martin: The people who are in this investigation for a week, they experimented 8 hours a day.

Engin: Ve ilk grup içinde olan insanlar, bir hafta boyunca günde 8 saat deneysel çalıştılar.

Martin: And then for a week they performed it 8 hours a day.

ENgin: Daha sonra da, sonraki hafta, bir hafta boyunca 8 saat performans yaptılar.

Martin: The people who were in that first performance, who were so taken by it, when they all went home, they wanted people to do it with, so they started teaching it to their friends.

Engin: Buna katılım gösteren insanlar bundan o kadar etkilendiler ki, eve döndükten sonra bunu yapmaya devam etmek istediler, dolayısıyla eşe, dosta, arkadaşa öğretmeye başladılar.

Martin: And those people who had learnt from these people, they taught their friends.

Engin: Öğrenenler de yine daha devam etmek istediler, onlar da arkadaşlarına öğretmeye başladılar.

Martin: And in this wave of concentric circles it’s gone all around the world.

Engin: Ve bu şekilde genişleyen dalgalar halinde bütün dünyaya yayılmış oldu.

Martin: In the last a few years this giant wave has hit İstanbul.

Engin: Ve son birkaç yılda İstanbul’u bu büyük dalga vurdu.

Martin: It’s an unusual dance form in that it is not generally done to music.

Engin: Bu oldukça farklı bir dans formu çünkü genellikle müzik eşliğinde yapılmıyor.

Martin: Every pair of people who dance have their own rhythm in that dance.

Engin: Ve dans eden herkesin o dansın içerisinde kendine ait bir ritmi vardır.

Martin: Every so often somebody comes alone who is really really really (xxx)

Engin: Ve bazen, arada sırada, kontak dans sırasında, gerçekten eşlik etmeyi, müzikle eşlik etmeyi çok iyi bilen birisi gelir…

Martin: and supports the connection.

Engin: ve bağlantıyı destekler.

Martin: Just as if we’re all movement puzzles.

Engin: Sanki her birimiz bozyap gibiyiz, hareket halindeki bir bozyap.

Martin: The dance is what happened to me to put two those puzzle pieces together in motion.

Engin: Ve dans da zaten bozyapın iki parçasını hareket halinde bir araya koyduğumuzda ortaya çıkıyor.

Martin: It becomes really interesting when each of the dancers gives up their own centers into a mutual center.

Engin: Her iki dansçı da kendi merkezlerini ortak bir merkezde buluşturdukları zaman dans gerçekten ilginç hale gelmeye başlıyor.

Martin: So that one of them can be drawn through the space at any time or drawn into support.

Engin: Böylece herhangi bir tanesi herhangi bir anda havaya doğru hareket edebilir veya merkeze doğru, desteğe doğru hareket edebilir.

Martin: In the begining they (xxx) to grab eachother a lot with hands and arms and moved eachother around.

Engin: İlk başlarda çok (xxx) olması gibi birbirimizi tamamen ellerimizle tutardık ve ellerimizle motive ederdik.

Martin: It looked we (xxx), much more (xxx) contact.

Engin: Güreşi andıryordu veya (xxx)

Martin: There was a lot standing on each other.

Engin: Çok fazla birbirinin üzerinde durma vardı, ayakta durma. (Gülüşmeler…)

Martin: One made this dance form has developed. So those invitations we used to give with our hands we still do sometimes.

Engin: Hala bu dansın gelişmesinde bazen ellerimizi davet için kullandığımız oluyor.

Martin: But we learnt to give through our bodies now.

Engin: Ama artık daha çok bedenlerimiz üzerinden davetler veriyoruz.

Martin: Dance has become more consensual.

Engin: Dolayısıyla dans da daha dokunsal ve derin hale geldi.

Martin/Ayberk (xxx) (Gülüşmeler…)

İzleyici: Ne?

Defne: Anlatıyoruz şu an.

Engin: Uzlaşmak (xxx)

Defne: Bir de, şeyi sorsana; bu şey tonus arttırıyorsun, organizasyon ve release hepsi aynı anda nasıl oluyor?

(Sahnede dolaşan bir çocuk var, izleyiciler gülüyorlar.)

Martin: In contact improvisation we respond to what’s there.

Engin: Kontak doğaçlamada o an içinde olan şeye yanıt veririz aslında.

Martin: Which includes the environment

Engin: Bu, çevreyi içerir.

Martin: All about the voices inside…

Engin: O zaman da kendi içimizde devamlı konuşan şüpheleri içerir.

Martin: One way to be responsive is from the body not in tense.

Engin: Yanıt verebilmenin bir yolu bedenin gergin olmaması.

Martin: This certain release we see in their bodies that allows them to listen.

Engin: Bedenlerinde gördüğümüz belli bir rahatlama var ve bu rahatlama onların dinlemesini sağlıyor.

Defne: But I’m afraid I’ll be too heavy if I release too much.

Ayberk: Çok fazla bırakırsam ağır olacağımdan korkuyorum diyor.

Engin: Ağır geleceğim diyor, çok bırakırsam.

Martin: But the other side is if you are too (xxx) you won’t go anywhere.

Engin: Eğer çok bırakırsanız da, bir yere gidemezsiniz.

Defne: (xxx) bir yerlere, içime içime, içime içime. I don’t like (xxx) Görmüyorum o zaman hiçbir şeyi ve çok fazla kaza oluyor o zaman. Görüp de (xxx) bahsetmiyorum (xxx) (Gülüşmeler…)

Martin: Sometimes it’s very slow meditative, sometimes it is quite acrobatic and (xxx)

Engin: Bazen çok yavaş ve meditatif haller oluyor, bazen de oldukça akrobatik ve (xxx)

Martin: When Steve brought together that first group his big corcern was ‘can we make this survivable’.

Engin: Steve bu ilk grubu biraraya getirdiğinde, kafasındaki asıl soru işaretlerinden bir tanesi, bunu gerçekten, bir şekilde kendimize zarar vermeden hayata geçirebilir miyiz, hayatta kalabilir miyiz bunu yaparken?

Martin: What skills we may need to have in our body, especially the ability to fall.

Engin: Bedenimizde, bu hayatta kalmayı sağlayabilmek için ne gibi yeteneklere ihtiyacımız var, özellikle de düşmeyi bilmek.

Martin: I’m going to stop talking it with them for a couple of minutes to dance.

Engin: Şimdi biraz sessiz kalacağım ve onlara zaman vereceğim dans etmeleri için.

Defne: (xxx) (Gülüşmeler…)

Defne: (xxx) bitirmezsek, bitmez bu.

Defne: Bitirmek için belki de her zaman beden çalışmalarını birazcık, biraz deneyimsel anatomi biraz masaj bilmek iyi geliyor. Birbirimizin canını çıkardıktan sonra biraz rahatlatalım ki bir sonraki dansta buluşabilelim. sağlıkla. Ama bazen, masajdan da (xxx) deyimiyle üstüne yatabilirsiniz.

Defne: Teşekkürler… (Alkışlar…)

Martin: Ha ha ha ha! (Ayberk başını Defne’nin dizine koyunca).

Defne: (Dans sırasında müzik yapan Charlie’yi göstererek) O da bir kendini tanıtsın.

Charlie: I’m Charlie. When my mother saw me dancing, she said, “Yes, play the music”. (Laughs…)

Defne: Annem benim dans ettiğimi gördüğünde, “Evet, müzik çalmaya devam et” dedi. (Gülüşmeler…)

Defne: Bu bizim oyun alanımız. This is our playground and we invite everyone who are dancers and non-dancers. To just come and play with us, it’s easy. Your bodies know. Burası bizim oyun alanımız ve dansçıları ve dansçı olmayan herkesi burda bizimle oynamaya – şimdi şurda değil, gösteriyi izleyeceğiz- ama kontak olan her yerde. Çünkü bütün bedenler biliyor ve göründüğü kadar komplike değil, kolay. Güvenmek gerekiyor. O yüzden de daha önce düşündüğümüz bir şey var. Sadece parmağınızı havaya kaldırın, şöyle önünüze sağınıza, solunuza bakın. Ve o parmağı gidin, başka birinin parmağının ucuna dokundurun. (Gülüşmeler…) Bir kişi, sadece bir kişi. Burayı karıştırmayın (Charlie, Martin ve Engin’i gösteriyor.) Ve bir an için gözünüzü kapatın. Close your eyes for a moment. Minik minik siz bir şey yapmanıza gerek kalmadan, o parmakların bir şeyler yapmasına izin verin. Kendiliğinden olan, bazen kendinizi yönetiyor gibi hissediyor olabilirsiniz, bazen yönelitiyor, bazen de ne olduğunu anlamıyorsunuz ama orda bir hareket oluyor olabilir. Yola, dansa devam. İyi eğlenceler…

 

Sunum / Presentation : Martin Keogh

Dansçılar / Dancers : Defne Erdur, Fahri Ayberk Bağcı

Çeviri / Translation : Engin Çolak

Müzik / Music : Charlie Rabuel

Deşifre / Transcription: Derya Demiroğlu

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s